Diyabet Tipleri - Günaydın Şekerim - Medical Park Diyabet Kliniği - Diyabet tedavisi, diabet, şeker hastalığı, şeker hastası, gestasyonel diyabet, GDM, insülin, diyabet tip 1, diyabet tip 2, glisemik, glukoz

Diyabet Tipleri

Diyabetin başlıca üç tipi bulunmaktadır

Diyabet TipleriTip 1 diyabete bazen insüline bağımlı, bağışıklığın aracılık ettiği veya gençlikte başlayan diyabet denmektedir. Vücudun savunma sisteminin insülin üreten hücrelere saldırdığı bir oto-immün reaksiyon neden olur. Neden oluştuğu tam olarak anlaşılmamaktadır. Tip 1 diyabeti olan kişiler çok az insülin üretir veya hiç üretmez. Hastalık herhangi bir yaştaki insanları etkileyebilir fakat genellikle çocuklarda veya genç yetişkinlerde oluşur. Bu diyabet formunun olduğu kişiler kanlarındaki glikoz seviyelerini kontrol etmek için her gün insülin enjeksiyonuna ihtiyaç duymaktadır. Eğer tip 1 diyabeti olan kişilerin insüline erişimleri olmazsa ölürler.

Tip 2 diyabete bazen insüline bağımlı olmayan diyabet veya yetişkinlikte başlayan diyabet denmektedir ve tüm diyabet vakalarının yaklaşık olarak %90’ını oluşturmaktadır. İnsülin direnci ve bağıl insülin eksikliği ile karakterize olmaktadır, bunlardan herhangi biri diyabetin klinik olarak ortaya çıktığı zamanda mevcut olabilir. Tip 2 diyabetin teşhisi genellikle 40 yaşından sonra olmaktadır fakat daha erken, özellikle yüksek diyabet prevalansı olan popülasyonlarda daha erken oluşabilir. Tip 2 diyabet pek çok yıl boyunca tespit edilmeden kalabilir ve teşhis çoğu kez ilişkili komplikasyonlardan veya tesadüfi olarak anormal kan veya idrar glikoz testi aracılığıyla yapılmaktadır. Çoğu zaman, insülin direncine neden olabilen ve yükselmiş kan glikoz seviyelerine yol açabilen obezite ile ilişkilidir, ama bu ilişki her zaman mevcut değil.

Gestasyonel diyabet (GDM) gebelik sırasında yüksek kan glikoz seviyelerinden oluşan bir diyabet formudur. Dünya çapında 25 gebeliğin birinde gelişir ve doğumdan hemen önce ve hemen sonraki periyottaki komplikasyonlarla ilişkilidir. GDM genellikle gebelik sonrasında ortadan kaybolur fakat GDM’si olan kadınlar ve bebekleri yaşamlarının daha sonraki bir kısmında tip 2 diyabet geliştirme hususunda artan risk altındadırlar. GDM öyküsü olan kadınların yaklaşık yarısı doğumdan sonraki beş ila on yıl içerisinde tip 2 diyabet geliştirmektedir.
Başka spesifik diyabet tipleri de mevcuttur.

Gizli şeker veya tıp dilindeki adıyla ‘’glukoz tolerans bozukluğu’’ toplumda şeker hastalığının iki katı oranda yani %20-25 oranında görülür. Bunun anlamı her 4 kişiden birisinde gizli şeker hastalığı olduğu anlamına gelmektedir. Her yıl bu hastaların % 4-9’unda aşikar şeker hastalığı gelişmektedir. Gizli şeker hastalığı olan hastaların çoğunda açlık kan şekeri normal olabilir. Açlık kan şekeri bozuk veya hafif yüksek olanların (bozulmuş açlık şekeri) çoğunda gizli şeker olmayabilirse de bu durum şeker hastalığı için bir risk oluşturmaktadır.

Açlık kan şeker bozukluğu erkeklerde kadınlara göre 1.5-3 kat daha fazla görülmektedir. 50-70 yaş arasında bozuk açlık kan şekeri olan kişi sayısı artar ve daha önceki yaşlara göre 7-8 kat daha fazla görülür. Açlık kan şekerinin bozuk olması yani yüksek olması pankreasdaki beta hücrelerinin iyi çalışmadığının bir göstergesidir. Gizli şeker kadınlarda daha fazla görülmektedir.

Gizli şeker hastalığı koroner kalp hastalığı yapabildiğinden dikkat etmek gerekir. Gizli şekeri olan hastaların % 7.6’sında hafif derecede retinopati yani göz hasarı vardır. Bu kişilerde tansiyon varsa göz hasarı oranı artar. Yaşam tarzı değişikliği yapmak gerekir. Bunun anlamı sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, sigaranın kesilmesi ve kilo verilmesidir. Bu sayede gizli şekeri olanların % 50’sinde şeker hastalığı gelişmesi önlenebilir.

Gizli Şeker, Şeker hastalığının başlangıç halidir. Yani gizli şekeri olan kişiler şeker hastası olma ihtimali yüksek olan kişilerdir. Bu nedenle bu duruma tibbi olarak Pre-Diyabet adı verilir. ”Pre-” Latince ”ÖNCESİ” anlamina gelmektedir. Diğer bir deyimle Diyabet Öncesi durum demektir. Gizli şeker diyabet yani şeker hastalığına dönüşmemesi için bu kişilerin kilo vermesi, sağlıklı beslenmesi, egzersiz yapması ve endokrin uzmanının vereceği ilacı kullanması gerekir.